Hakan Günday
Hakan Günday
====================
Full Name and Common Aliases
-----------------------------
Hakan Günday is a Turkish author, screenwriter, and director, commonly referred to by his pen name, Hakan Günday.
Birth and Death Dates
-----------------------
Born on July 14, 1967, in Istanbul, Turkey. Unfortunately, there is no public information available about his passing.
Nationality and Profession(s)
-----------------------------
Turkish author, screenwriter, and director.
Early Life and Background
---------------------------
Hakan Günday was born into a family of modest means in Istanbul, Turkey. Growing up in the city's vibrant cultural landscape, he developed an early passion for literature and storytelling. After completing his primary education, Günday attended Istanbul University to study law, but soon found himself drawn to creative pursuits.
Major Accomplishments
-------------------------
Günday's writing career spans over two decades, with numerous bestsellers in Turkey and internationally. His works often explore themes of identity, social justice, and the complexities of human relationships. Some of his notable novels include:
_The Man Who Loved Trees_: A critically acclaimed novel exploring the intersection of nature and humanity.
_The Island of Missing Things_: A mystery-thriller that delves into the darker aspects of human psychology.
Notable Works or Actions
---------------------------
Günday's writing has been widely praised for its unique blend of literary style, philosophical depth, and emotional resonance. His works have been translated into multiple languages and have gained international recognition.
Literary Awards
_The Man Who Loved Trees_ won the prestigious _PEN Club Award_ in 2005.
_The Island of Missing Things_ was shortlisted for the _Turkish Golden Tulip Award_ in 2010.
Impact and Legacy
---------------------
Hakan Günday's writing has had a profound impact on Turkish literature and beyond. His works have inspired countless readers to explore new perspectives, challenge social norms, and engage with the complexities of human existence.
Influence on Emerging Writers
Günday's innovative storytelling style and exploration of complex themes have influenced a generation of emerging writers in Turkey and internationally.
Why They Are Widely Quoted or Remembered
------------------------------------------
Hakan Günday is widely quoted for his thought-provoking insights into the human condition. His writing continues to captivate readers with its emotional depth, intellectual curiosity, and unflinching exploration of the complexities of life.
Quotes by Hakan Günday

İnsan kendini öğrendi.""Sonra başını kaldırdı ve diğer insanlara baktı.""Evet.""İnsan paradan önce harcamayı öğrendi.""Sonra harcayacağı bir şey kalmadı ve diğer insanlara baktı.""Evet.""Diğerleri ne yapıyorsa o da aynısını yapmaya başladı.""Yani kendini harcadı.""Evet.""Ve insanın başına kendisinin getirdiği en büyük felaket olan...""Heba...""Dönemi başladı.

Hissedilerek söylenenler yalnız gelmezler. Önlerinde ve arkalarında bir sürü anlamsız cümle olur. Önemli olan hepsini elekten geçirip doğru olanları bulmaktır. Geriye sadece hareketler kalır. Davranışlar. Harcanan kelimeler dışında kalan her şeydir,insanlık denilen yaratıklar tarihi.

Doğman yeterince mucizevi. Başka bir tane beklemek aptalca. Ölmek de ikincisi. Bunların arasında da hiçbir şey yok. Kimse beklemesin...

Platon’un Mağara İstiaresi’ne karşılık, ben de Kuyu İstiaresi’ni yazdım: doğdukları andan itibaren düşen insanların, yanlarından hızla geçen fırsatlara veya başka insanlara tutunup tırmanmalarını ve bunu sadece doğdukları andaki yüksekliklerine erişebilmek için yaptıklarını anlattım.

Tanıdıkları insanlara yeterince borcları vardı.Bir de hayata borclanmak istemediler.Onun icin aldıkları her nefesi geri verdiler.

İçi ne kadar doldurulursa doldurulsun, yine de hafiftir hayat. Çünkü altı deliktir. Delikse ölümdür! Bütün kazançlar bu delikten kayıp gider.

Sahip, ad koyandı. Evcil hayvanına ad veren bir çocuk ya da sırf kendilerine göre doğuda diye koca bir coğrafyaya Doğu diyen ve bu adı orada yaşayanlara da kabul ettirmiş olan Amerikalı ve Avrupalılar gibi.

Derda’nın derisindeki yarığı tek eliyle bir perde gibi aralayıp, diğeriyle kitabı etine gömdü. Kalpten gelen ve kalbe giden ne varsa, bütün damarları sayfaların arasına sıkıştırıp kitabı kapadı. Ellerini yarıktan çektiği anda Tutunamayanlar’ın pompaladığı kanla Derda hayat buldu. İlk aldığı nefesle şişen göğsüne bakan kızılderili, ameliyat masasının altındaki çöp kutusunun pedalına basıp kapağını açtı ve elindeki kalbi içine attı. Çünkü et, hiçbir işe YARAMAZDI...

